Umudunu Kaybetme, Umut Satış Getirir

Umut hayatımızın her anında olan, isteklerimizi gerçekleştirmek için beynimizin duygusal ögesidir. Umut; istemek, istekleri gerçekleştirmek için yeni yollar bulmak ve vazgeçmemektir. Bu nedenle yaşamda karşılaşılan güçlüklerde baş etmede, olumsuz koşulları iyileştirmede ve hayallerimizi gerçek kılmada umutlu olmak çok önemlidir.

Umut satış getirir, satışı çeker.

Umudunu kaybetme, kaybeden bir personel satışını ileriye taşıyamaz. Bunun için ilk önemli konumuz, satış için hayatımızdan olumsuz kelimeleri anlamları kaldırmak. Neden yapamıyorum, bu işi galiba beceremeyeceğim, neden kimse benden bir şey almıyor, zaten bu kayıt olmazdı artık umudum kalmadı gibi sözler motivasyonumuzu inancımızı ve sonunda da öz güvenimizi bitiren kelimelerdir. Tabii ki satışın gerçekleşmemesinin birçok sebebi olabilir.

Pazarlama alanı, pazarlama müşteri portföyü, satış alanına yatkınlığınız satış teknikleri hakkında bilgi birikiminiz. Bunların hepsi ayrı sebeplerdir. Fakat olaylara yüklediğimiz anlam bakış açımızı değiştirecektir. Bir durumda yaşadığını kötü bir olayda “mahvoldum, bittim” kelimesi yerine “kırıldım” kelimesi ile ifade edersek beynimizin olaydan etkilenme düzeyi tamamen değişecektir.

Ne olursa olsun amacımız çözüm üretmek umudumuzu kaybetmek değil. Bu kelimeler yerine bu satışı gerçekleştireceğim, şimdi kayıt olmadı ama bu hafta kesin gelir, araştırması için zaman verdim gibi kelimeler sizi psikolojik olarak bir sonraki satış görüşmesini daha iyi hazırlayacaktır. Biliyorsunuz satış, inanç ve karşı tarafı ikna edebilme sanatıdır. Öz güven ve inancımızı kaybetmek sizi yaşam alanınızı kısıtlayacak döngüye sürükleyecektir. Bununla ilgili bir olaydan bahsetmek istiyorum.

Umutlu Olmak

Zamanında zengin, çok kazanmış bir iş adamı işleri bozuntuya uğramıştır. Ne yaptıysa bir türlü ekonomik krizden kurtulamamış zaman geçtikçe daha da kötüye gitmiştir. Artık öyle bir duruma gelmiş ki çektiği banka kredileri, ödeme bekleyen insanlar nefes alamaz duruma getirmiştir. Bir gün banka çıkışı bir park bahçesinde çaresizliğin içinde düşüncelere kapılıp otururken önünden yaşlı bir amca geçer, selam verip yanına oturur. Yaşlı adam ile kısa bir görüşme içerisinde “bir rahatsızlığınız mı var çok kötü gözüküyorsunuz diye sorar ” iş adamı üstün körü olaylardan ne kadar zor durumda olduğundan artık umudunu kaybettiğinden bahseder. Yaşlı adam ben size yardım edebilirim deyip bir çek defteri çıkartır. Yaşlı adam  “bu çek senin bir yıl sonra seninle tekrar burada bulaşacağız o zaman borcunu ödersin” diyerek çeki verip uzaklaşır.

İş adamı elindeki çeke bakar. Çekte 500.000 dolar yazmaktadır. İmza ise o gün için dünyanın en zengin adamına aittir. İş adamı ben bu çek ile her şeyi çözebilirim, bütün borçlarımı ödeyebilirim diye şirketine geçer. Şirkette çeki bozdurmaktan vazgeçip, ben bunu son anda kullanmam lazım diyerek kasasına koyar. Paranın kasasında olmasının güveni inancı ve umuduyla tekrar ekibini toplayıp neler yapılabileceğini düşünerek işine dört elle sarılır. Büyük küçük demeden bütün işleri değerlendirmeye başlar. Küçük işler büyük işlerin kapısını açar. Birkaç ay sonra işlerini tekrar yoluna koymaya başlar. Aylar ilerledikçe borçlarından kurtulmuş olur hatta para kazanmaya bile başlamıştır.

Aradan bir yıl geçer ve beklenen zaman gelmiştir. Çek ile birlikte park bahçesine tekrar gider. Parkta beklerken yaşlı adamın ona doğru geldiğini görür. Tam ona çeki geri verecekken arkadan bir hemşirenin koşarak geldiğini ve onun koluna girdiğini görür. Hemşire “ sizi rahatsız etmedi değil mi, bu bey sürekli huzur evinden kaçıp buraya geliyor. Herkese dünyanın en zengin adamının ismini vererek kendi olduğunu belirtiyor. Kusura bakmayın diyerek onunla birlikte uzaklaşmıştır.

İş adamı şaşkın şekilde kalakalmıştır. Hiçbir değeri olmayan bir çeke güvenerek umutlanarak işler almış, yapmış hatta satmıştır.

Bu güzel hikayeyi yanlış hatırlamıyorsam Tamer Bey’in kitabında okumuştum. Böyle bir konu açılmışken sizinle de paylaşmak istedim.

Peki, bu iş adamın hayatını değiştiren şey para mıydı? Tabii ki hayır, hayatını değiştiren şey umut, güven, inançtı.

Allah bir kapıyı açarsa bin kapıyı açar (Hz. Muhammed s.a.v) yeter ki umudunu kaybetme.

Umut ile ilgili satış hikayelerimde güzel bir yazı daha var okumanızı tavsiye ederim. Sağlıklı günler. Umudunu kaybetme 🙂

1 Yorum

  1. efe
    1 Haziran 2020 - 20:28

    Evet gerçekten çok etkileyici bir hikaye valla bravo Ali Bey.

    Cevap Yazın

Yorumlarınızı Bekliyorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir